Pazar, Mart 30, 2008

sonsuz mavi

Berrin beni mimleyeli epey oldu yine. Ama içimden gelmiyor bu aralar yazmak. O yüzden yine geciktim.Bu kez severek okuduğumuz bloglar hakkındaki düşüncelerimizi yazacağız. Ne zamandır böyle bir şey yapmak istiyordum aslında. Epey uzunca bir liste olacak sanırım. Uzatmadan başlayalım:

Hakkaten abi kendisi. Hakkında yorum yapmak, yazılarını takdir etmek haddim değil. Keyifle okurum, düşünürüm yazdıklarını. Lafları kıymetlidir, not ederim bazen bir köşeye.

Adına vuruldum önce blogunun. Sonra başladım okumaya, oku oku bitmedi. Ta içime derinlere bi’yerlere işledi cümleleri. Ablam gibi, sinirlenince küfür edebileceğimi bildiğim bir arkadaşım gibi her söylediğini dinledim. Garip garip noktalarda kesişiyoruz hep üstelik. Bir de bugün doğum günü. İyi ki doğmuş, iyi ki varmış, iyi ki yazmış…

Alternatif yaşam planlaması ve beyin labirentimden odacıklar

Bana ilk yorum yazan kişidir Faik Murat. Birilerinin beni okuyacağına ihtimal dahi vermezken bana iyi yazıyorsun korkma devam et diyendir. Ve her yazısında “başka bir hayat mümkün”e inancımı arttıran, şehirdeki koşturmacanın tek yol olmadığını hatırlatandır.

Bana dair..

Garip bir paralellik var aramızda Berrin’le. Kova kardeşliğinden olsa gerek. Doğru sorular sorup, doğru cevaplar verdirebilenlerden. “İnternette duygu mu paylaşılırmış be?” diyenlere vereceğim cevaplardan biri.

Elif&Misscat

Kova kardeşimdir. Dediğimi anlayan, derdimi paylaşan, dedikodunun kralını yapan, gülen güldürendir Elif’cim. Artık yazmaz olsa da, aynı dili konuşuruz biz onunla leb desem, "gel badem yiyelim" demez bilirim.

Gaybubetinde çok kitap okudum

Gülçin’in yazılarının yeri pek başka bende. Yazının hakkını verenlerden bence. Hikayelerindeki kurgular, kelimelerin seçimi, konunun hep benden bi’yerlere dokunması. Bir gün kitabını da zevkle okuyacağım biliyorum.

Gaykedi

Seçtiği konular, tavrı, fikirlerini ifade edişi, özeni, hele yazılarıyla seçtiği fotoğrafların uyumu… Her bir gönderisi ayrı ayrı keyifli, düşündürücü. Şu yazısına yazacak bir yorum bulamamıştım zamanında, bari buradan ne kadar beğendiğim dile getirmiş olayım. Şapka çıkarıyorum.

Goddess Artemis

“Girl power” =) ablam gibi O’da. En içli zamanlarımda çok akıl verdi bana. Yazılarıyla internetteki Türkçe içeriğe katkı sağlayan nadir bloggerlardan canının ichi Osman Börüteceneyle birlikte. Yazıları, müzikleri, verdiği linklerle mutlaka okunanlardan.

Günlüğüm

Ümit, gecenin bir vakti aylak aylak zaplarken bloglar arasında bir yazı ve bir şarkıyla takılıp kaldım günlüğünde. O gün bugündür okurum zevkle. Bazen hüzünlenir efkarlanır, bazen neşe saçar şarkılarıyla. Sözüm söz ayrıca, şu mart'tan bir kurtulalım görüşeceğizdir ;)

Mırıl Mırıl, Şehirde bulunmuş defter, (daha bir kaç gün hayattaydı bu linkler nereye kayboldu bilemem ki...)
bir tane daha var ama o sanki çok özel. Öyle herkes bilmese de olur. Gelince okur sahibi nasılsa…

Aynı pencereden bakıyoruz sanki hayata, ama o başka şeyler görüyor, ben bambaşka şeyler. Onun gördüklerine şaşırıyorum ben sık sık, "aa böyle şeyler de mi var oralarda" diyorum, seviniyorum paylaşınca…

Nautilus

O’nda da var sanki biraz “deli(li)k. Çoğu zaman benim "nasıl anlatsam, nereden başlasam" dediklerimi basitçe anlatıveriyor. Seviyorum üslubunu.

Okunmayan blog

Yazmıyor nicedir, yazdıkları çok içten, çok derinden, çok tanıdık sanki. Ya da hiç bilmediklerimi öyle bir yazıyor ki hepsi benden sanki… öyle bi’şey işte.

Öylesine kendim için

İlk zamanlar “internette tanıdığım en süper insanlardan biridir kendisi” derdim. Artık gönül rahatlığıyla “hayatta tanıdığım en süper insanlardan birisi kendisi.” diyorum. Ne desem nasıl anlatsam bilemedim. “Nev’i şahsına münhasır” dersem kolaya kaçmış olacağım sanki. Okumanız da yetmez ki onu, bi’şeyler paylaşmanız lazım tanımak, anlamak için. Ve mutlaka kucaklaşmanız lazım bence =)

PuCCa Günlük

Bigün başımdan geçenleri onun gibi dobra dobra anlatabilir miyim, yazabilir miyim acaba gerçekten merak ediyorum. Bu yüzden acayip saygı duyuyorum kendisine. Her yiğidin harcı değil çünkü. Hele kendi kendini eleştirmesi yok mu… İyi ki yazıyor yahu.

İlklerden O’da. Sayfasında bana ilk link veren, beni okuyup, okunabilir şeyler yazdığıma inandıranlardan. Sık sık değiştirse de mekânını, yazmaktan hiç vazgeçmesin istediklerimden. Yine taşınmış galiba bugünlerde. Olsun varsın.Yazsında; kaybetmeyelim inancımızı hepimiz, bu şehirde aynı şeylerle boğuşup, aynı notalarla huzur buluyoruz bi’nebze. Aynı satırlarda, aynı cümleleri okurken ya da benzer cümleleri yazarken unutuyoruz günün stresini, değil mi?

Rippincorpse

Öyle tatlı bir kalemi var ki, öyle şeyler bulup çıkarıyor ki şaşırıp kalıyorum her seferinde tespitlerine. Yeni yazısını görür görmez bir gülümse yayılıyor suratıma "neler yazdı acaba?" diye koşa koşa tıklıyorum her seferinde.

Shine on you

Nasıl kesişti yollarımız bir türlü çıkaramıyorum ama o beni buldu sanki bir başka blogdaki yorumumdan. Basıp gidenlerden, gidebilenlerden kendisi. Kocaman laflar ediyor dünyanın bambaşa bir tarafından, okuyor, düşünüyor, hissediyor ve yazıyor. “İyi ki yazıyorsun” lardan bir demet…

Timeconsuming

Bi’gece geldi, eni konu kurcaladı güncemi. Kurcaladığı yetmiyormuşçasına orasına burasına notlar yazdı. “Vay be” dedirtti. Çekip gidenlerden/gidebilenlerden O’da. Şimdi gelsek yan yana, saatlerce konuşuruz durmaksızın herhalde. Kimseler kusura bakmasın başka türlü seviyorum ben O’nu, yıllardır tanıyormuş gibi, çalsam kapısını gece boyu evinin bir köşesinde sessizce ağlayabilirmişim gibi...


Şimdi ben bunca insan yazdım ama bu kadar mı? Değil elbette!

Anselmo, Bikelime, Buzlucam, Buzcevheri, Cafecihan, Egemavisi, FikirAtölyesi, Flynxs, Günah yüklenen adam (Yazılarını özlettirmişti epeydir. Tekrar başladı neyse ki), Gregor Samsa, Karelidefter, Sersemtavuk, Virgilius...

Hepinizi "gerçekten" severek okuyorum. Evet kabul belki herkesin her yazdığını okumuyorum, sıkılınca, “aman yahu pek uzun” deyip gözüm kesmeyince atlıyorum geçiyorum. Ama adı geçen (unuttuğum kimse kalmamıştır umarım) (vardır kesin) herkesi cidden zevkle okuyorum. İşi gücü bırakıp vakit ayırıyorum blog okumak için. O kadar çok şey öğrettiniz ki bana hepiniz ayrı ayrı.

Son 2 yılda sizinle birlikte, sizin sayenizde öyle çok büyüdüm ki ben. Öyle çok rengi paylaştık ki burada. Evet hep kendim için yazdım. Bir iz bırakabilmek, bir çentik atabilmek için hayatın bir köşesine... “Bir zamanlar ben bunları yaptım, yaşadım” demek için yazdım. Ve devam edersem sadece bunun için edeceğim. Ama biliyorum ki burada biri çıkıp bir cümle edecek, kendi deneyimlerinden bir şeyler anlatacak, gülecek yazdıklarıma ya da üzeceğim belki istemeden ya da öyle bi’şey işte, her bir tık da bir şey daha eklenecek bana. Görmediğim bir şey göreceğim, hiç bakmadığım bir açıdan bakacağım, öyle bir soru soracak ki biriniz zamanlardır aradığım cevabı bulacağım, biraz daha ben olacağım.

Yazılmadık, yaşanmadık tek bir renk kaldı 211 yazının arasında. Onu yaşayana kadar yazacağım mutlaka diyordum. Umarım tutarım bu sözümü.

İyi ki varsınız.
İyi ki yazdınız, yazdırdınız...

Hoşçakalın!



dibine not: bu yazıda adı, linki geçen herkes sevdiği bloglar (ve kendini mimleyen blogger) hakkındaki düşüncelerini yazmak hususunda mimlenmiştir, sobelenmiştir, paslanmıştır vs. vb.

32 akıllı çıkaramadı:

Goddess Artemis 30 Mart 2008 23:54  

Dünyanın en akıllı delisi, blog mahallemizin delisi;

Sen de iyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun! Gerçekten duygulandım yazdıklarını okuyunca... Sağol, varol! Ve yazmaya devam... :o)

mahallenin delisi 30 Mart 2008 23:58  

goddess artemis; aman tanrıçam bu ne hız, ben daha yazıyı kontrol etmeyi bitiremedim.

eksik olmayınız!

Adsız,  31 Mart 2008 00:37  

ah deli bunun bir "mim" yazısı olduğunu bilmesem gidiyorsun sanıp hüzünlere gark olurdum. benden güzel "ağlak bordo" olur mesela.

bi zamanlar dediğim gibi, farkında olmadan beni daha sık yazmaya teşvik eden birkaç insandan birisin. evet evet iyi ki varsın, iyi ki renklerin var. temennimiz bitip tükenmemesi renklerinin =)

Ümit Kurt 31 Mart 2008 09:33  

Havadan mıdır bil(e)miyorum ama bu sabah bir garibim. Sen de iyi ki varsın, iyi ki yazıyorsun MD. Yazılmadık, yaşanmadık binlerce, milyonlarca renk var bu hayatta. Hangisini yaşarsan ya da yaşayamazsan da yazmaya devam et sen. Ben okumaya devam edeceğim.

Sevgiler, selamlar.

ABİ 31 Mart 2008 11:31  

Beni utandırma.. Ne demek, "Haddim değil." ?
Hiç olur mu öyle şey..
Eşitiz hepimiz..
Sevgiyle..

Adsız,  31 Mart 2008 11:47  

itiraf etmek gerekir ki, hakkında böyle yazılar görünce havaya giriyor insan. yazmasa da yazası geliyor falan. sevindirik oluyor, mutlu oluyor. allah da seni mutlu etsin:)

evet rahat battı yine ve taşındık. kimileri kendinden kaçmak dese de buna tebdili mekanda ferahlık vardır yine de.
şimdi hangi imzamı atsam acaba diye karışıklık bir de.
madem rehav@'e yazılmış yazı, mühür de o'nun hakkı o vakit.

yazacaklarının,renklerinin ve kaleminin bitmemesi dileğiyle.
esenlik.
r.

arzın merkezine yolculuk 31 Mart 2008 12:25  

eee duygular benzer!!!Ben de bazen sadece baslıklara bakıp geçiyorum bazen de dönüp dönüp okuyorum.
Mesela bazen bi yere gidip bu alemden uzaklaştım mı, hep aklımada kim ne yazdı acaba? Tuhaf bi ilişki bu. Ama diyorum kendi kendime onları yok sayamam artık, bi kere hayatıma soktum. Hemen bi net bulup en azından başlıklara bi bakiim derken buluyorum kendimi.
İşte böyle bi ilişki umarım takip ettiğim herkes, yazmaya devam edersiniz.Çünkü zaman zaman benim aklımdan geçiyor, özellikle bi şey ya da bi kişi benim sevinçlerimin yerine umutsuzluk ve mutsuzluk doldurduğu zamanlarda ulan diyorum siktirip gidicem ulan gidicem işte diyorum. Umarım kimse bunu yapmaz çünkü gercekten de insan kendini terkedilmiş hissediyor. Yazmaya yani hayatta kalmaya devam.
sevgiler

gülçin 31 Mart 2008 12:29  

benzer duyguları paylaşmak ne güzel :) iyi ki varsın mahallenin delisi..

sevgiler

Öz 31 Mart 2008 20:52  

itiraf ediyorum acaba ben de var miyim diye heyecanla okudum yaziyi, ki bunca zamandir blog okuyamadigim halde pabucum dama atilmistir diyordum ama cok mutlu oldum gorunce:)Cunku bendeki seni gercekten bilmissin ve cok guzel anlatmissin. evet evime gelirsen bir kosede diledigin gibi aglayabilirsin, ben istersen gozyaslarini toplarim, istersen oturur seninle aglarim. ya da maymunluk yaparim aglayamazsin, evime gel, ben de maymunluk yapayim sana:)
yazmaya devam et mutlaka, bir sekilde okuyacagim seni...
Timeconsuming:)

No More Virgilius 31 Mart 2008 22:55  

Bir veda yazısı bu... Okuduğumu anlama melekemi yitirmediysem tabi.. (insan böyle durumlarda şikayetçi olmaz bu yetisini kaybetmekten.)

Yok eğer doğru anladıysam, bunca zamandır okuyorum, hala bir deliliğini göremedim ona yanarım.

gregor samsa 1 Nisan 2008 00:31  

seni okuyor virgilius. üstelik "severek" daha ne kadar delirebilir ki :)

No More Virgilius 1 Nisan 2008 16:28  

Gregor, dün bir arkadaş "blogundaki linklere baktım, hepsi senin havanda tipler, senin gibi şeyler yazıyorlar" dedi, "onlar da manyak benim gibi, normaller ilgi alanıma girmiyor " diye cevap verdim.
Beni okuması Mahallenin Delisi'nin manyak olduğunu gösterir, ama "deli" olmak başka bir şey.
[bu arada, bir başkasının gözünden benimle aynı kategoriye konulmuş olmak canını yakmıştır şimdi, ona da eminim:P ]

joone 1 Nisan 2008 18:51  

eyvallah.........

mahallenin delisi 1 Nisan 2008 22:14  

hüseyin; aa evet bunun aynı zamanda bir mim yazısı olduğunu hatırlatmak lazım, iyi ki söyledin ;)

yaşayamazsam nasıl yazarım ki ümit'cim? havalar hakkaten çok fena bugünlerde, umudumuz nisan!

yok eşitsizlikten değil be abi. hürmetimden, sahiden üstüne söyleyecek lafım olmadığından. sevgiler...

ben rehav@i tanıdım, onu bilirim efenim. yeni blogun adresini çok beğendim bu arada. hani tebdil-i mekan eylemek söz konusu olursa... güzel fikir gerçekten =)

arzın merkezine yolculuk; e tabi dürüst olalım şimdi, herkes herkesin her yazıdğını okuyamaz elbette ama öyle bir bağ oluştu ki, bi'kaç gün blog okumadığımda eksiklik hissediyorum ben de.

gülçin; teşekkürler... sevgiler...

aaaa özden! kuzum neredesin ya! kulaklarından tavana asacağım seni bulunca, öz-le-dim!
bi'de düşündüm de o kadar yolu ağlamak için gelemem, ben geleyim pisiklete binelim beraber ;)

no more virgilius; di mi ama? "bir delinin guncesi" diye yer işgal edip bu kadar vasat muhabbetler yapmak da abes yani.

gregor samsa; sizi de okuyorum efenim, o sayılmaz mı delilikten?

no more virgilius ve gregor samsa; ben kimseleri kategorize etmedim yahu! ikinizin yeri de başka.

enteldantel; anladın sen beni =D

PuCCa 3 Nisan 2008 15:02  

dötüm kalktı yeminle :P
bir yazın mıh gibi işledi aklıma, şimdi link bulmakta uğrşamadım affet ama ben gidersem kim üzülür diye özü olan bir yazıydı, hala düşünüyorum ben gidersem kim üzülür diye!
Birde şöyle bir durum var kimin bloğuna girsem senin linkini görüyorum marka olmuşsun artık :))))

mahallenin delisi 3 Nisan 2008 21:42  

PuCCa; kalksın tabi şekerim, durduğun kabahat =D
hatırlatınca bi'kez daha baktım da o yazıya ne eksik ne fazla benim listem hala aynı ve aynı yanıtları veriyorlar aslında... umarım aradan geçen onca zamanda sana "gitme" diyecek birileri girmiştir hayatına?!

şu marka olmak mevzuuna gelince: yaa biz galiba bir grup deli kendi aramızda takılıyoruz. o yüzden sık sık karşılaşıyoruz. ben de nereye baksam linkini ya da yorumlarını görüyorum mütemadiyen =)

Adsız,  15 Nisan 2008 16:29  

Bak yeri geldi bende seni nerden bulduğumu hatırlayamadım ama hep okuyoum uzun zamandır.Zevkle keyfle nefis yazıorsun,hep yaz diyorum.Listendekilerin bir çounuda okuyorum,dierlerindende bu yazınla haberim oldu süpersin.Bir ekleme lanblog wolkancayı ve biyonikkedi yide acayip zevkle okuyoum,tavsiye ederim sanada.
İmge

mahallenin delisi 16 Nisan 2008 23:52  

imge; çok teşekkür ederim güzel iltifatların için. blog dünyasıyla haşır neşir olup wolkanca'dan haberdar olmamak mümkün mü? biyonikkedi'ye göz atacağım mutlaka. yalnız merak ettim bunca insanı okuyup sen yazmıyor olamazsın değil mi?

Adsız,  17 Nisan 2008 01:33  

zor bir mim konusu, birçok blog var. ama sen çok güzel ifade edip özetlemişsin konuyu; böylece denk gelip yorumlarını okuyanlar, o bloglarda ne bulduğunu bilerek belki de daha farklı bakabilecekler... içinde kendi blogumun da ismini gördüğüme sevindim, düşüncelerimiz karşılıklı (: çok teşekkür ederim. amerika günleri'nden de benzer bir mim almıştım ama, son yaşadığım içerik hırsızlığı yüzünden bu sıralar bloguma yazmak pek içimden gelmiyor, kusura bakmazsan bu mime blogumda bir cevap yazamayacağım, belki daha sonra...
sevgiler...

mahallenin delisi 17 Nisan 2008 22:37  

ah sahi gördüm o forumu ben de. hatta senin link verdiğin bir sanatçıyla ilgili google'da sörç yaparken çıktı karşıma. şaşırdım kaldım.
yazma hevesini kırmış olmasına çok üzüldüm açıkçası. ve fakat öyle haklısın ki...

elbette kusura bakacak değilim, gelip yorum yazman bile büyük incelik, teşekkür ederim. umarım yazmaya devam edersin sen de.
sevgiler,

Berrin 18 Nisan 2008 14:52  

merak ettım nerelerdesın dıye, dun gece yazmıssın en son yorumunu demek kı buralardasın :)

aman ayagını denk al basına gelenler benımde gelıyor sonra :)))

mahallenin delisi 19 Nisan 2008 19:11  

berrin'cim buralardayım elbet. hala kendi kendimi imha edemediğim için yazılanları yanıtsız bırakmıyorum mümkün olduğunca.

ya biz bu sefer rolleri değişsek senin başına gelenler gelse benim başıma =)) yoksa feci abuk geçebilir günlerin mazaalah =)

Berrin 19 Nisan 2008 22:54  

zeynep az once bloguma yorum bırakmıssın hala buralarda olabılırsın :)

ay pek guldum sıyah uzun saclar derı ceket kupeler, bak farklı yanlarımız cıktı :)
bende pembe kapsonlu kısa bır mont hala uzun kestane saclar, ve bandanaların sac bandına donusmus versıyonu ıle dolanıyorum ortalarda :)

mahallenin delisi 19 Nisan 2008 23:22  

burlarday(d)ım tabi, iade-i ziyaretimi yaptım, şimdi biraz uzaklaşıyorum mekandan =D

Nakhar 27 Nisan 2008 10:59  

bu arada sen atlamışsın ama gözümden kaçmadı, benim olmalı diye diye yorum köşesinin kuyu muhabbetini çin malı kıvamında transfer etmişsin şeker... :)

ama dedim ya senin benim yok bloglarda voltranı oluşturuyoruz yüzlerce kişi

döndüm çok şükür :)

sevgiler saygılar...

mahallenin delisi 27 Nisan 2008 15:46  

nakhar; ımm, şey... kem, küm... utandım şimdi valla. ne desem bilemedim. olayın aslı şu: yokluğunuzdan istifade edeyim dedim efenim =D bak bi'de utanmadan gülüyorum! ne ayıp. cık cık. velhasılı, yaptık bi'kere.
evet (ç)aldım, dayanamadım. böyle güzel bir fikir bende de olmalı dedim, yapıştırıverdim yorum kutucuğuna. pişman değilim efenim.

ama artık orjinali döndüğüne göre çakmasının kuyuyu boylaması gerek. yakın zamanda bir temizlik yapacağım, o arada idare ediniz reca ederim =))

özlemiştik, iyi ki döndün.
sevgiler...

Nakhar 27 Nisan 2008 23:52  

yok canım estağfirullah sen beni yanlış anladın şekerim...

demek istediğim madem çalıyon doğru düzgün çal... olmamış öyle drekt şöyle okunmalı

mahallenin delisi bir kuyuya taş attı .... akıllı çıkaramadı :)

daha ilk zamanlar aklının kaldığını söylediğinde de söyledim sizin bizim yok al kullan dedim :)

ne sileceksin binlerce insan aynı şekilde yazıyor 1 edepsiz 2 ibibik gibi şeyleri... yazanları muaf tutarak söylüyorum :)

dediğim gibi cümleyi düzelt amenna hoş durmuyor yoksa böyle

mahallenin delisi zaman 13.13 bir kere zamanı kaldır zaten saat var dediğim gibi...

kullanabilirsin sonuna kadar... :) ben sadece geyik yaptım ama dibine vurdum herhalde :) kusura bakma...

mahallenin delisi 28 Nisan 2008 00:39  

hiç kusura bakar mıyım nakharcım, aşkolsun! bu ara benden kaynaklı bir ifade sorunu var genelde ondan anlaşamadık sanırım. yoksa hiç utanmış falan değilim arakladığım için =D lakin sen onay verdin daha bi'güzel oldu şimdi =))
ufak bir oynama yaptım ama yine de tam bir cümle olmadı. neyse bakalım. kalsın böylecik. bu sessizliğe bu kadar ayar fazla bile ;)

nautilus 2 Mayıs 2008 00:41  

şekerim sağolasın beni de severek okuduklarım arasına aldığın için. yahu ne zamandır yoksun. benle mi yarışıyodun yoksa:PP
benim deli olduğumu portekizde bile anladılar ya. you are really crazy dediler. hem de daha ilk günün sonunda. e yuh dedim ya. hadi burdakilere deli geliyorum da. burdan çıkartcağımız sonuç i am internationally tested crazy:P

mahallenin delisi 3 Mayıs 2008 12:09  

nautilus aha aha, kuzum biz sizi oralara delilik sertifikası alın diye mi yolladık? hani bilim aşkı, okuma-öğrenme azmi, nerede kaldı =D

benim olmadığımı kim söyledi hem, belki başka bi'yerdeyimdir ;)

Adsız,  10 Mayıs 2008 18:52  

yok gerçekten blog yazmıoum
baksana cevabına bakmak için henüz geldim yurtdışından, acaip yoğunum.
boş kalınca milet kitap okur
ben blog:)
irem

mahallenin delisi 11 Mayıs 2008 17:07  

irem; bence de blog dedikleri nane hakkaten acayip sarıp sarmalıyor insanı. yurda döndüm demişsin hoşgeldin diyelim madem =)
sefalar getirdin.

doradoraa [at] gmail [nokta] com

ne güzel demişleR

deli saçması

  © Free Blogger Templates Blogger Theme II by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP