Cuma, Temmuz 13, 2007

boncuk mavisi

Öncelikle bana nazar değdiren kem gözler kime aitse buradan onlara sesleniyorum, gözü olanın gözü çıksın.

Bu hafta içi başıma gelenleri murphy bile açıklamaya kafi gelmiyor. En makul açıklama nazar gibi görünüyor. “Elektriğe çarpıldım kendime geldim ne ala” derken hop 40 derece ateş içinde buldum kendimi. “Bu derece yanlış herhalde benim ateşim çıkmaz o kadar” diyordum en son, ondan sonrası hep hayal meyal kareler. Dünden beri ancak kafamı boynumun üzerinde taşıyacak güce kavuştum. Bu arada burnumun ucunda bir sivilce pırtladı ki, evlere şenlik. Hayır, sivilceleri dert edecek yaşı çoktan geçtim ama hafta sonu hem fiziken, hem de moral açısından çok iyi olmam gerekiyorken ne bu sivilce ne de bu yorgunluk hali hiç olmadı hiç.

Neyse beterin beteri var deyip yakınmayı ve sayıklamayı bırakıyorum hemen. Okan Bayülgen’e bi’kaç diyeceğim var müsadenizle.

fotoğraf

okan bayülgenKendisi benim zaman zaman körkütük aşık olduğum, zaman zaman delice sinir olduğum bir adam. Çok tutkulu bir ilişkimiz var anlayacağınız. Yani benim gıyabında öyle bir ilişkim var kendisiyle, O’nun için herhangi bir bağlayıcılığı yok bu ilişkinin =) televizyonculuk konusunda bu ülkede sahiden kayda değer işler yapan 3-5 kişiden biri olmasının bir tarafa, pek çok fikrini ayakta alkışladığım, aynı ülkede yaşıyor, aynı dili konuşuyor olduğum için kendimi şanslı saydığım bir adam kendisi.

Ama bu adamla “özlem siyasette yeni” cümlesini defaatle tekrarlayan, tartışmayı gereksiz, amaçsız yere uzatan adamın aynı adam olduğuna inanamıyorum. Hoş yapmadığı çıkışlar değil bunlar ama bu kadarına ben ilk kez şahit oluyorum. Sayın Bayülgen'cim kesinlikle haksızsın(ız)!

İnsanların kendilerine hitap konusunda bir tercihleri olması en doğal hakları elbette. Ben özel hayatımda bu tip sayın hanım, hitaplarına kesinlikle takılmayan, hatta “alın böyle pozitif ayrımcılığı arka cebinize koyun böyle saygı görmesem de olur” diyen biri olarak aksini teyit etmediğim sürece yeni tanıştığım herkese bey, hanım, siz derim. Demeliyim. Nasıl ki ismi Ahmet olan birine Mehmet diye seslenmek ya da iki isimle birine onun kullanmadığı ön adıyla hitap etmek de bir çeşit saygısızlıksa, ”tercih etme imkanım varsa ikincisini tercih ederim” diyen birine, özellikle adıyla hitap etmekte saygısızlıktır.

Bir insanın sıfatı ne olursa olsun, ilk kez karşılaştığı birine ismiyle hitap etmesi hoş değil. Görüşünü, savunduğu ideolojiyi sonuna kadar eleştirebilirsiniz ama kaymakamlık yapmış birine, (bunu hiç dile getirmek bile istemiyorum ama, evli bir hanıma) yüzlerce insanın önünde “özlem siyasette yeni” demek alenen terbiyesizliktir bu ülkede. (ki terbiyesizlik TDK tarafından, Topluluk kurallarına aykırı davranan olarak tanımlanmış bir sözcüktür.)

Haydi kaymakamdı, milletvekili adayıydı, evliydi, anneydi,babaanneydi gibi sıfatları koyalım bi’yana. Sayın Bayülgen, Okan’cım, sen zaten kadının “evet”indeki soğukluğu anlayınca demişsin bir kez “özlem hanım” diye. Ardından o, tamamen hatunlara özgü bir triple (hani bir “yok bi’şey tribi” vardır, kafa sağa sola sallanır; “yok, yok bi’şey, hiç bi’şey yok” falan denir gergin bi’sesle, işte o triple) “hayır sadece soyadımı unuttuğunuzu düşündüm” diye laf çarpıtınca, resmen kendini kaybetmişsin yahu. Memesi elinden alınmış küçük çocukların “bana ne bana ne isterim” demesi gidi defalarca ve defalarca kez “özlem siyasette yeni” demişsin. O nesi yahu?! Hayır, hanımı, sayını söylemekten imtina ediyorsun madem “deli bu” de bırak kendine haline, kadın soyadımı unuttunuz mu dedi, sende Meksikalı lafını sok oku 3-5 ismini birden geç sıradaki konuya. Programın başında ikili arasında ki tartışma senin kontrolünden çıktı diye zaten gerilmişsin onu da anlıyorum az çok ama, bir kez “hanım” diye düzelmişken sonra ki inadına, “tercih hakkım varsa ikincisini tercih ederim” diyen hatuna “nasıl yani yauvv” diye çıkışmana anlam veremedim ben. Cidden şaşırtıcı yani.

fotoğraf

ÖzlemPiltanoğluTürköneÖzlem Piltanoğlu Türköne’ye ise söyleyecek şey bulmakta zorlanıyorum doğrusu. İnsan haklı olduğu bir konuda ancak bu kadar zırvalayabilir, ancak bu kadar mızıldayabilirmiş canlı yayında hemcinslerine göstermiş oldu kendisi bunu. Muhtemelen über-hiper eğitimler almış, süpersonik masterler yapmışsınızdır amma velakin Okan haklı, hitabet diye bi’şey var siyasetin içinde, oldukça da fazla yer kaplıyor. Kendi derdinizi anlatamıyorken, nasıl mülki amir olduğunuz ironik yani. Hoş kaymakamlık mevkine çıkan yollardan geçmek (bazıları için) oldukça kolay bu ülkede. Şaşırmamak lazım böyle şeylere. Ama insan üzülüyor yine de hemcinsi iki lafı bir araya getirip konuyu kapatamayınca...

Madem bu beni ilgilendiriyor, işte bunlar da benim fikrim olan biten hakkında.
Sağlık ve esenlikler dilerim herkeslere...

6 akıllı çıkaramadı:

turuncu 13 Temmuz 2007 17:54  

evet, okan haksız, hanım kızımız da biraz mıymıntı. ama lafı toparlayamadığından mı yoksa "okan ben sana ne desem anlamazsın zaten" triplerinden dolayı mı mıymıntılık etti anlamadım. yurtdışında eğitim almış, dokuz yıldır kaymakamlık yapan biri de sanmıyorum bu kadar derdini anlatmaktan aciz olsun canım.

turuncu 13 Temmuz 2007 17:54  

bi'de şey, aman aman, çok geçmiş olsun.

Lyn 13 Temmuz 2007 20:37  

:) sabah haberlere bakarken, ilgili videoyu hayretler içinde izlemiştim.

"beni tanımıyor musunuz? televizyondaki kafalardan biriyim ben, haberlere bile çıkıyorum, haberleri bile takip etmiyorsunuz anlaşılan..." gibi, nerden bağlantı kursam da karşımdakini küçümseyip karşısında haklı çıksam diye girdiği çabayla, çok komik bir duruma sokmuş sayın(!) Bayülgen kendisini.
kesinlikle haksız. egosunun altında ezili verecek diye korktum bir an.

Türköne'yi televizyon makinasında hitap ettiği üniversiteli gençlerden biri olarak gördü bir an ve öyle hitap etti, sonra da geri adım atamadı ya da atmak istemedi anlaşılan.

eğer o anlamsız çıkışına, Türköne biraz daha sert bir tavır gösterseydi; Bayülgen'in tepkisi yüzünden, haklıyken haksız konuma düşmüş gibi gözükebilirdi. öyle olurdu demiyorum ama öyle gözükürdü. bu da bir vekil adayı hakkında medyaya olumsuz bir malzeme kazandırırdı.

Türköne'nin, işinde öyle pasif kalacak biri olduğunu sanmıyorum. aslında öyle sakin kalabilmesinde ben, politika (çok yüzlülük) becerisi görüyorum.

Bayülgenin beğendiğim tarafları olması, bu yorumu yapmama engel olmadı :)

mahallenin delisi 14 Temmuz 2007 01:58  

@turuncu; sağol canım geçti şükür, ayaktayım artık.

Özlem Türköne’nin beden dili hiçte "sana laf anlatamam şimdi" der gibi gelmedi bana. bir ara gözleri bile dolmuş neredeyse, bu kadar da naif, bu kadar sabırlı olmaz ki bir insan yahu.

karşında ki adam konuyu aynı şeyleri tekrarlayarak uzatıp duruyorken, sen de gayet güzel "ben meksikalı da değilim amerikalıda değilim, derdim budur" diye toparlayıp kapatabilecekken niye susuyorsun ki? başka bir konuşmasını görmüş değilim ama kontrolünü kaybetmiş üzerine gelen 2 adamın yanında, haklıyken bunu ifade edemeyen bir hanımı ben en iyi ihtimalle 500 erkek vekilin arasında düşünmek ve de görmek istemem doğrusu.


@lyn; sahiden Okan'ın (tanıyoruz ya kendisini, böyle hitap etmekte beis görmüyorum ben) hiç bir tavrı makul değil bu olayda. üstelik aynen dediğiniz gibi egosunun altında eziliverecekmiş az kalsın.

Özlem Türköne’nin ise sert bir çıkış yapmasına gerek yoktu bence. aynı sakinliği ile sıralasaydı itirazlarını yine yeterdi. ben şaşkınlıktan 3-4 kez izledim videoyu. tam cevap verebileceği fırsatlarda susmuş, çıkış yapabileceği yerlerde sessiz kalmış, herkes hep bir ağızdan konuşurken dert anlatmaya çalışmış. bu yüzden ben ikna olmuş değilim işinde de pasif olmadığına. hala kriz yönetimi konusunda başarısız bir idareci olduğu fikrindeyim. ama tabi 15-20 dakikalık bir görüntüden de bu kadar keskin anlamlar çıkarmamak, kapıyı biraz da aralık bırakmak lazım =)

cesur kedi 14 Temmuz 2007 12:59  

Videoyu dun izleme sansim oldu..
Ben her zaman icin nezaketten yanayim bunu basta belirtmek isterim.. Ama Okan da (!) Ozlem(!) de konuyu fazlasi ile abartmislar.. Hizmet ettigi parti baskani halkina ulan diye seslenmisken kendisine eksik soylenen hanim kelimesinden rahatsizlik duymasini da anlamiyorum.
Beni temsil edecek bayanlarin da bu kadar kisik sesle konusmasi da uzucu, kedni meramini anlatabilmelidir kizi once.. Miymiy konusarak mirin kirin ederek olmamali politika.

mahallenin delisi 15 Temmuz 2007 12:26  

@elif; ilk söylediklerine katılmıyorum canım. partisinin başkanını falan koyalım bi'kenara, insan kendisine nasıl hitap edileceğini seçmekte özgürdür. Özlem Türköne'de soyadının kullanılmasını ya da hanım'ı veya üç ismini birden tercih edebilir. ancak bunu Okan Bayülgen karşısında tutarlı ve kararlı bir şekilde ifade edememiş olması üzücü. haklıyken ve karşısındakini çürütecek bir sürü argümanı varken sahiden "mıymıy" kalıyor konuşması.

doradoraa [at] gmail [nokta] com

ne güzel demişleR

deli saçması

  © Free Blogger Templates Blogger Theme II by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP