Cuma, Temmuz 20, 2007

seçimleRe bir-ki

Bi’kaç gün önce bi’sürü insan 07/07/07 çılgınlığına kapılmıştı. Buradan hepsine selam eder asıl simetrinin 20/07/2007 tarihi itibariyle bugün yaşanmakta olduğunu hatırlatmayı bir borç bilirim. (saatlerimizi 20:07'ye kurduk değil mi=)) "E bunun bize ne faydası var?" diyenler içinse, makul bir cevabım yok. Zira ben de diğer ölümlüler gibi bugün sıradan bir cuma gününün kimbilir kaçıncı tekrarını yaşayacağım. Ama simetri güzel bi’şey tabi, değişik bir tarih işte, dursun bir köşede.



Ülkenin kaderini etkileyecek olan tarihse 22/07/2007 olacak. Bunu bildiğinden olsa gerek dün başbakan aradı beni. Ben de şaşırdım telefonu açınca; “sevgili habervakti.comkardeşim ben Recep Tayyip Erdoğan” diye başladı söze. "Aa" dedim "merhaba nasılsınız?" cevap vermedi hiç başladı anlatmaya “başladığımız işleri yarım bırakmayacağız”, "ee iyi de bakanların sayın başı, tam olarak hangi işler bunlar, gemi filosu mu kuracaksınız yoksa?" diyecek oldum, baktım hiç oralı değil aynı anda konuşup duruyoruz dinlemiyor beni, "sağolun" dedim "ilgilenmiyorum anlattıklarınızla, haydi selametle" Kapadım telefonu. Başbakanın suratına telefon kapatacak kadar terbiyesiz bi’insanmışım meğer öğrenmiş oldum =)

Bir de meclisteki 541 milletvekilinden 7 (yazıyla yedi) tanesi meclis başkanlığına başvurarak sadece bir hafta resmi mesai yaparak 3 aylık maaşı hak etmediklerini, temmuz-ağustos- eylül dönemine ait yaklaşık 25.000YTL'lik milletvekili maaşını istemediklerini bildirdi. Maaşını almayacağını açıklayan milletvekilleri (ki bakabildiğim kadarıyla hiçbiri yeniden seçilmek için aday olmamış) alfabetik sırasıyla;

Cengiz Kaptanoğlu (AKP İstanbul), YOK
Ersin Arıoğlu (CHP İstanbul),
Hasan Özyer (ANAP Muğla).
Memduh Hacıoğlu (Bağımsız İstanbul)
Muharrem Eskiyapan (AKP Kayseri),
Turhan Çömez (AKP Balıkesir),
Zülfü Livaneli (Bağımsız İstanbul),

3 aylık maaşını almayacağını ilk olarak açıklayan mebuslardan Turhan Çömez dilekçesinde sadece 1 haftalık maaşını istediğini belirtirken, AKP Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir de dilekçesinde, yeniden milletvekili seçilmesi halinde (AKP Samsun 2. sıra adayı) maaşının ödenmesini istedi.

Ayrıca Zülfü Livaneli’nin konuyla ilgili bi’kaç gün önce Vatan gazetesinde yazdığı Milletvekili maaşları isimli yazısına da göz atmak isteyebilirsiniz.

Bir de bugünlerde (oy vermeyi planladığım adayın son dakikada yaptığı saçma sapan bir açıklaması yüzünden kararsız kalmış bir seçmen olsam da) beni sonuçlardan daha çok meraklandıran bir konu var. Sular! Ankara’ya gün aşırı su verileceği haberleri dolaşmaya başladı bile. İstanbul’da ise esnaf hala elinde hortumla sokakları sulamaya, insanlar foşur foşur araba yıkamaya devam ediyor. 23 temmuz sabahı uyandığımızda tıslayan muslukları, (22 temmuz günü ve gecesi aşırı elektrik tüketimi olması öngörüldüğünden) çalışmayan asansörleri, bilgisayarları görünce şaşırmamalıyız gibi geliyor bana.

Cümlelerime burada son verirken, tüm Türkiye’de 42 milyon 533 bin 41 seçmenin oy kullanacağını ve o en sonda ki 1 kişinin ben olduğumu belirtmek isterim. =D

6 akıllı çıkaramadı:

Ümit Kurt 20 Temmuz 2007 17:21  

Ben oy kullanmıyorum bu seçimde de. Belki gelecek seçimlerde kullanırım. Oy verecek bir parti olduğuna inanırsam. Ya da siyaset lider saltanatı olmaktan çıkıp milletvekilleri birey olarak bir değer ifade ettikleri zaman. Seçimle alakalı o kadar yazı okuyorum ki bu tür bir yazı yazmak istemesem de sanırım ben de yazıcam bu akşam bi tane :))

mahallenin delisi 20 Temmuz 2007 17:29  

@ümit: seçimlerde oy kullanmıyorum demek; "birileri benim adıma saçma sapan kararlar verebilir, umrumda değil" demek bana göre. resme biraz uzaktan baktığımda benim bu ülkenin önceliği olarak gördüğüm pek çok konunun ne bağımsızların, ne de partilerin seçim programlarında olmadığını görüyorum ben de. ama bu oy vermemek için bir mazeret değil!

klişenin önde gideni belki ama oy kullanmak hepimizin vatan borcu!

Ümit Kurt 20 Temmuz 2007 17:44  

@mahallenin delisi

vatan borcu namus borcu :))

mazeret değil tabiki ama bu da benim tercihim. birileri benim adıma zaten karar veriyorlar oy kullansam da kullanmasam da. hangi partiye oy verirsen ver aslında sonuçlar aynı sadece sonuca giden yollar değişiyor ne yazık ki.

ben kimse oy kullanmasın demiyorum zaten ama ben oy verecek bir parti göremiyorum ve bu durumda oy kullanmayacağım diyorum ;)

mahallenin delisi 20 Temmuz 2007 17:51  

@ümit; insanların tercihleri bence en dokunulmaz alanlarıdır her zaman. ama "bu konuda kayıtsız kalmayı tercih ediyorum" diyenlere tepkisiz kalamıyorum ben de, en azından aldığım eğitim buna izin vermiyor.

lakin mahallenin delisi diye imza atarken, böyle bir tartışmaya girmenin ne derece anlamsız olduğunun farkındayım =)

saygılar,

cesur kedi 20 Temmuz 2007 22:06  

bence sen de haklisin umit ve de M.D..
ben de umit gibiyim..
uni.de 25 tane secmeli ders vardi, 3'unu secmemiz beklenirdi..Ilk donem hocalardan bagimsiz isimize gelen eglenceli ve kolay dersleri secmistik.. Dersleri internet uzerinden secmistik ve hicbir sekilde hocalarin mudahalesi soz konusu degildi..
2 . donem ise oyle ol(a)madi, bolum baskani bizim icin 4' unu secip onumuze koymus ve 4'u icinden 3 tanesini sectirmisti ve adi secmeli ders aldik olmustu..
Secme hakkimiz sozde idi ama secmistik..

Su konusuna gelince, yoksa siz hala su depolamadiniz mi? :D

yorumuma son verirken , size bir sarki armagan ediyorum:
bir gemicigim bile yok anliyor musun?
hadi gulumse :D

mahallenin delisi 21 Temmuz 2007 13:24  

@elif, saydıklarının hiçbirini mazeret olarak kabul etmiyorum arkadaşım. doğrudan demokrasi ile yönetilmemiz mümkün olmadığına göre bizi temsil edecek birilerini seçmeliyiz. yetkimizi devredeceğimiz insanı seçmezsek, yaptıkları ya da yapmadıkları şeyleri eleştirme hakkımızda olmaz!

94 metrelik minicik bir gülümse yerleştirmek istiyorum ben suratıma, haydi gülümse!

doradoraa [at] gmail [nokta] com

ne güzel demişleR

deli saçması

  © Free Blogger Templates Blogger Theme II by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP