yeşilmişim
Doğru soru bu mu? Bilmiyorum. Ama bu güzel bir soru, düşünmeye değer. Düşününce düşü veriyor benim düşlerim, tutamıyorum. Tutunamıyorum. Düşüyorum. Düşünce acıyor dizlerim, ağlıyorum. Kirli yaşlar düşüyor yanaklarımdan, izi kalıyor. Dizim acıyor. Acıyan bakışlara dayanamıyorum, koşuyorum. İçime doğru hızla kaçıyorum. Dizlerimi çekip karnıma, o en küçük çembere saklanıyorum.
Çok iyi bildiğim o çemberin içinde bu kez hiç bilmediğim bi’şey buldum. Halinden belli ki hep oradaymış aslında. Ben büyüdüm, değiştim, adam oldum sandıkça onu saklıyormuşum meğer. Şimdi çıktı karşıma. Ne yapmalıyım bilmiyorum. onunla kalabilir miyim bilmiyorum. Burada olmuyor mesela. Bu zamansız zamanlarda her an hatırlatıyor bana orada olduğunu. Şehirde yine unuturum, yine saklarım onu biliyorum ama saklamalı mıyım, bilmiyorum. Yazıp anlatsam, “aha işte her şeyin sorumlusu bu” diyerek şikayet etsem sana? Cidden tek sorumlu o biliyor musun? Gerçekten! Son 2 yılın, verilen yanlış kararların, vazgeçilen sözleşmelerin, zar zor unutulan adamların, umut veren mesajların, yazılamayan mektupların, izlenemeyen filmlerin, geri dönülen şehirlerin, gidilemeyen yolların... Her ne olduysa/olmadıysa işte. Ama yazmak için erken galiba, biraz daha baş etmeye çalışacağım önce. Yüzleşmeye gelmiştim madem, yüzleşeceğim.

2 akıllı çıkaramadı:
Hani anlamak soruyu yarı yarıya çözmektir diye ezberlettikleri bir şey vardı tüm öğretmenlerin, o kadar uydurmaları arasında en mantıklı kalanı bu sanırım.
@tugçe; şekerim ben o sevgili örtmenlerime buradan sağ elimin baş parmağını burunumun ucuna değdirip, diğer 4 parmağımı da random sallayarak NANİK yapıyorum. yani söyledikleri doğru olabilir tabi de, sonuca varamadıktan sonra yine bir işe yaramıyor sorunun ne olduğunu anlamak. ben mesela sorudaki trickyi buldum, çeldirici şıkları da eledim. ama beni doğru yanıta götürecek formülü hala bilmiyorum.
o yüzden ben hiç almıyım bu yaklaşımı, ihtiyacı olan varsa buyursun...
Yorum Gönder