Perşembe, Aralık 20, 2007

bayRamlık Rugan pabuç kıRmızısı

Başucumdaki kırmızı rugan pabuçlarımı giyerdim uyanır uyanmaz, pijamaların altına. Bayram kahvaltısını kurardı annem. Dikdörtgen bir masamız vardı mutfakta. Uzun kenarlarından biri duvara dayalı. Kısa kenarlarında karşılıklı annemle babam oturur, diğer uzun kenarda kardeşim ve ben yan yana. Bayram, Pazar ve her türlü tatil sabahı kavga ederdik kardişle, babama yakın köşede kim oturacak diye. Çünkü o oyunlar yapardı illa. “eveeet aç bakalım ağzını, daha büyük daha büyük, boşuna mı sürdüm ben bu kadar çikolatayı”, “hımm, bu tahin pekmezli dilim kime gidiyor bakalım, bardağındaki sütü kim çabuk bitirirse onaaaa” şimdi düşünüyorum da ikimize de aynı oyunları yapardı aslında. Çocuk aklı işte, sadece ona yakın olana veriyor zannerdik yağlı ballı lokmaları. Sonra dişlerimizi fırçalayıp giyinirdik, annem saçlarımı örerdi, salonda toplanır bayramlaşırdık. Babam her seferinde, “o kadar alış veriş yaptık yahu ne harçlığı” derdi, iki dakika sonra vereceğini bilsek de her seferinde üzülüp surat asardık. Bayramlar o zaman bahara denk gelirdi, montlara atkılara sarınmazdık, bayram sabahları efil efil elbiseler, etekler giydiğimi hatırlıyorum. Şimdi kucağında çocuğuyla kayınvalide, kayın peder ziyareti yapan arkadaşlarımla apartman bayramlaşmasına çıkardık. Zemin, 1 ve 2. kattaki herkesin zili çalınırdı, tam 12 daire. Sonra asansörle sırayla 5,6 ve 8'e uğranıp diğer apartmana geçilirdi. Ben elinde torbayla hiç bilmediği kapıları çalıp bütün gün “iyi bayramlaaaar teyzeeee” diyen, akşama karın ağrısından kıvranan çocuklardan ol(a)madım hiç. Elbiselerimi kirletmeden, mümkün olduğunca harçlık almadan, site dışına çıkmadan ve fazla oyalanmadan eve dönmemi tembihledi annem hep bana. Tanıdıkları bitirip dönerdik eve, sonra da ver elini dede, babaanne, amca, teyze ziyaretleri.

Nerde o eski bayramlar demeyeceğim, olsa olsa çocukluk özlemi bu. Artık bayram sofralarında palyaçoluk yapma görevi benim mesela: “kim ağzını daha kocaman açarsa ona gidiyor mide ilacıı” , “hımm valide sultan sütünü içmemiş hala, kalsiyum hapına geri dönmek isteyenler mi var aramızda yoksa?” , “sayın merkez bankası omleti beğendiyseniz, şu bayram gezmelerindeki benzin masrafları için 0 faizli bir kredi açsanız diyorum, hem bu durumda bir dilim fazla baklava ve duble porsiyon kavurma için mutfaktan geçiş izni çıkartabilirim size, ne dersiniz?”

Pile pile elbiselerin, eteklerin üstü kat kat montlarla örtüldü artık. Kapı kapı gezme âdetini unutalı kaç yılı oldu, saymadım. Artık kapıya gelen ve gözleri parlayan veletlere ben harçlık veriyorum. Minik keselerin içinden gelen bozuk para sesini duyunca aptal oluyorlar birden. “Aa harçlık mı bu abla”, “ver elini öpcem valla, boşver çikolatayı”, “apla be, sağol ya lunaparka giderim ben bununla biliyon mu?”, “sen seneye de burada mısın be yaa” dediklerinde de ben aptal oluyorum her seferinde. Artık çıkarken saçlarımı örmüyor annem, kuaförle bayramlaşıyoruz onun yerine. Sonra hep birlikte çıkıyoruz yine evden ama artık ilk durak mezarlık ziyaretleri, gezilecek eskisi kadar kapı yok üstelik kimi tatilde, kimiyle çoktan ipler kopmuş, köprüler yıkılmış. Değişmeyen tek şey kırmızı pabuçlar galiba. Bir de Barış Manço’nun “bugün bayram” şarkısı. Ama onlar bile eskisi gibi değil, pabuçlar belki kırmızı deri, belki siyah süet, “bugün bayram”sa şen şakrak bir bayram şarkısı olmaktan çok “sen gittin gideli içimde öyle bir sızı var ki, yalnız sen anlarsın” diyen hüzünlü bir ağıt...

Yine de güzel bayramlar. Hala sağlıklıyken ve bir aradayken kıymetini bilmek lazım.


6 akıllı çıkaramadı:

Adsız,  21 Aralık 2007 19:02  

ilk paragrafta gülümsetip ikinci paragrafta iç çektirmen niyedir sayın deli? =) çok güzel çook.eline sağlık. ha bu arada hala misafir çocuğunu mutlu etme görevi veriliyo mu sana da:) çok müzdaribim bu konuda da o yüzden sorayım dedim:)

mahallenin delisi 21 Aralık 2007 23:04  

@hüseyin; dengesiz bir deli oluşumdandır sayın hüseyin. başka neden ola ki?

aha aha, misafir çocuğu oyalama görevi erkeklerindir bi'kere. biz evin kızı olarak çikolata kolonya ikram et, kahve yap, "yemek yer misiniz? kavurma da var bakın" "çok tokuz sağol kızım", baklava ikram et, boşları topla'cılık oynuyoruz bol bol. ama erkek kardeşim çocuk oyalama dalında ihtisas yapıyor her bayram. seni ona yönlendirebilirim istersen =P

Adsız,  22 Aralık 2007 02:19  

en güzel denge dengesizliktir der selam ederim, pek deli..=)hüzünlere gark eden biri varsa o da bu yazıyla sizsiniz (gark olmak ne güzel bir eylemmiş yahu)

basit bir hesapla 16 senedir bu ulvi görevi yerine getirmeye çalışıyorum yılda 2 kere. sanırım pişmişimdir artık=)
aslında bu güzel bir yazının güzel bi konusu olabilir=) ne dersin yazsak mı...aa sen catering görevini üstleniyodun pardon:)

mahallenin delisi 28 Aralık 2007 22:37  

@hüseyin; ben de pek severim gark olma halini. insan söylerken bile dolu dolu "GARK".

elbirliğiyle bi'şeyler yazabiliriz bak, fena fikir değilmiş =) lakin önce benim hayata dönmem gerek. baksana bu cevabı bile ne kadar geciktirmişim...

Adsız,  29 Aralık 2007 20:05  

evet farkettim, şu ahir ömürle bi süreliğine de olsa tüm ilişkilerini dondurmuşsun. döndüğünde el et ki el birliğiyle yazalım bi'şeler o halde=)

doradoraa [at] gmail [nokta] com

ne güzel demişleR

deli saçması

  © Free Blogger Templates Blogger Theme II by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP