Hayır, durum raporu vermeyeceğim, yaşıyorum işte. Sıradan, basit, makul, bilindik öylesine veya değil, yaşıyorum işte. Yaşıyorum ama yazmıyorum çünkü okuyamıyorum. Çünkü normal iş yerlerinde adı üstünde filtreleme için kullanılan websense şeysi, bizim oralarda küllen internete erişimi baltalamak için kullanılıyor. Birkaç haber sitesi, gazeteler (ki bazılarında yazarların arşivlerine ulaşmak da mümkün değil, sadece o günkü yazısını okuyabiliyoruz), bankalar (ki online borsa takip zımbırtılarına ulaşmak da mümkün değil) resmi web sayfamız, rakip firmaların web sayfaları (“lar” dediğime bakmayın, bir elin parmakları kadar bile rakip yok ne yazık ki) dışında hiçbir yere ulaşamıyoruz. Zaten ekşi sözlüğe ulaşabileceğimi düşünmüyordum ama bloglara, kişisel blog sayacıma ve daha da fenası readerıma ulaşamadığımı gördüğümde başımdan aşağı kaynar sular döküldü resmen. 3-4 gündür IT’ci birilerini bulmaya çalışıyorum. En azından şu readerı ayarlamanın bir yolu olmalı değil mi? Bakalım artık Salı günü biriyle tanışacağım, umarım bu işler konusunda yetkili biridir. Yoksa artık ilk iş bir PDA mı olur blackberry mi olur, direk laptop mu olur bi’takım zımbırtılar taşımaya başlayacağım demektir. (pahalı bir hobi olmaya başladı bu bloggerlık galiba =))
Aa sahi şu alttaki yazı var ya “keskin lacivert” ne komik di mi? İnsan hiç sevdiklerini kategorize eder mi yaaa? Olacak iş mi bu? Ne o öyle devlet dairesi gibi, evrakları tamamla öyle gel. Şu olmadan bu olmaz falan. “Hımmm, metrekaraye düşen gözyaşı raporunu onaylatmamışsınız hanfendü, bu durumda ben size dost muamelesi yapamam. Ama yeterli sayıda sabah ezanı stickerı toplamışsınız, bayramınızı mesajla değil de direk arayarak kutlayabilirim” Ne yani, bu mudur? Yoksa şöyle mi oluyor?
“Aaa bi’dakka sen şimdi benim iş arkadaşımsın, o yüzden seninle sinemaya gidebilirim ama akşam içmeye gidemem” ya da “dur ayol sen benim dostumdun di mi o zaman ben sana istediğim kadar kızabilir, hatta elinden sigara paketini alıp çöpe atabilirim” ya da “ay ay ay biz şimdi sevgili mi olduk, ay ay hemen bir şişe şarap açmamız lazım, açık tekel bulalım hemen, nerede arabanın anahtarları” mı diyor Zeynep hanım kızımız hayatındaki insanlara acaba. Peh!
Bu kadar işte, yaşıyorum. Sırf kendimi kendime ispatlamak için yaramaz oyunlar oynuyorum, başıma iş açmazsam yakında iyidir. Aslında oynadığım oyunları yazmıştım az önce, kaydedip bıraktım öylece. Akışına bırakmaya karar verdim her şeyi. "Belki de şehre bir film gelir, bir güzel orman olur yazılarda... " Otomatik pilotta gidiyorum işte. Isparta’da düşen uçakla ilgili çok detaylı araştırmalar yapılması gerektiğini, ucuz bilet olayının tehlikeye davetiye çıkartıp çıkartmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, tüm havalimanlarına ILS (aletli iniş sistemi) cihazları takılması gerektiğini düşünüyorum. Yarışmaya İstanbul’dan katılıyor, yarışmacı arkadaşlara başağrıları diliyorum.
0 akıllı çıkaramadı:
Yorum Gönder