geçmiş kıRmızı, gitmiş yeşil
O’nun gibi b
ir adamı sevdiğim için ve onun tarafından sevildiğim için ne kadar şanslıymışım meğer. Ben tanıdığımda çocuktu(m) oysa. Şimdi büyüdükte daha iyisini, daha doğrusunu daha “adam”ını mı bulduk sanki? Yok yok kimseyi kimseyle kıyaslamıyorum Sabrina. Derdim kendimle yine. Normal şartlar altında 25 yaşına gelmiş (ve hatta neredeyse bitirmiş) bir insanın verdiği kararların 12 yaşında verdiği kararlardan daha rasyonel olması gerekir diğ mi? Değil işte. Her neyse…“iyi ki” tanımışım bu “adam”ı. İyi ki oradaydım o gece. İyi ki “ama Cuma iş var” deyip kalkmadım erkenden. Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar hissettim o gece; rakının, rokanın tadını, yeryüzünde sizin kadar yalnızım’ın notalarını, beklentisiz içten kocaman bir kucaklamanın huzurunu… Sahi kaç tane adam var hayatımda “gel sana bir sarılayım”ın hakkını verebilecek? Bir elin parmağı mı, hadi canım nerede o bolluk… 1+1 işte. biri bu yılbaşını evinden ailesinden sevdiklerinden uzak bir bölükte, 2 poşet kuruyemişle geçirecek işte. Arayıp sesini bile duyamayacağım muhtemelen. Bu yıl doğum günümde bir mesaj eksik olacak. Gecenin ilk mesajı üstelik. Şimdi elim telefonda bir son mesaj yazmakta. Başparmak göndermekte kararsız. Kalp ağır, kafa karışık, gözler yorgun. Halbuki hislerim uzun zamandır ilk kez bu kadar net. Cümlelerimin sonunda soru işareti yok. “İyi ki”den ibaret mutlu üç noktalar sadece. İyi ki girmiş hayatıma, iyi ki var... iyi ki sadece “ilk aşkım” olmuş, saf, temiz. Şimdi iyi ki “huysuz arkadaşım”…
Gönül yarın Dali’ye gitmek ister. Bu bünye bir yalnız sergi daha kaldırır mı bu gri şehirde bilinmez. Aylar oldu, hala neyi bekliyorum bilinmez…
Kendimi çok çirkin hissediyorum, nedendir bilinmez. “Güzel hissettiremeyenler utansın” denince gülünmez. Disko kralında “aboneyim abone” varken oturup üzülünmez.
jogging onda kayak onda
sualtı üstü sporu
şaştım üç lisan biliyor
okumuş çocuk boru mu
daha bir güzelleştim
bu aşk yaradı bana
herkes dalga geçse de
darısı başınıza…

0 akıllı çıkaramadı:
Yorum Gönder