Salı, Ağustos 11, 2009

buzlu, çilekli mavi

—Biraz konuşabilir miyiz?

Ekranından akıp gitmekte olan 10 haneli rakamlardan gözlerini hiç ayırmadı kıZ. Hafifçe başını ona doğru çevirdi.

—Ne hakkında?

A.dam kızın ekranındaki sayıların akışını durduracak bir düğmeye bastı. KıZ ellerini klavyeden çekti, omuzları düştü bir an. Toparlanıp gözlerini, gözlerine dikti.

—İşle ilgili değil, dedi. A.dam.

—Öyleyse, gerek yok dedi kıZ. yerinden hala kalkmamıştı ve başında dikilen adamla arasındaki boy farkından çok rahatsızdı. A.dam yanındaki sandalyeyi çekip oturacak oldu. Aklı karıştı kıZın. Eğer çekip oturursa bir kez daha aklını okumuş olacaktı. Gözleriyle “hayır” dedi. A.dam da Elini uzattığı sandalyeyi yerine yerleştirirken gözleriyle teşekkür etti; “beni büyük bir yükten kurtardın.” derken gözleri,

—Peki, sen bilirsin, dediğini duydu.

Keşke hiç bi’şey demeseydi, diye düşündü kıZ. Bunu da okumuş muydu A.dam, bilemezdi.

—Hoşça kal dedi sadece.
A.dam dönüp gitti. Arkasına bakmadı. Dönüp giden hiç kimse arkasında bakmamıştı bugüne kadar. Ve bugüne kadar bir tek A’nın gidişine üzülmediğini fark etti kıZ.

En çok M.lerin gidişine üzülmüştü. Sadece M. değillerdi üstelik. Biri K.M, diğeri F.M’ydi. Peki K ile F de gitmiş sayılır mıydı? K.M değil ama F.M çok şey götürmüştü giderken. F’yi, M’yi sildi alfabesinden.

B. vardı sahi. O da S.B.ydi. B’nin S.B olduğunu fark ettiği anda, tüm sevgililerinin iki isimli olduğunu da fark etmiş oldu. Az evvel giden A bile A.D’ydi. Güldü. B’yi de sildi.

G’nin gidişine bir kez daha üzüldü. Üzülmekte değil. İnceden kanar ya hani kabuk bağlamış yaralar... tam olarak böyle de değil. Yara izini görüp onun bir zamanlar acıdığını hatırlar ya insan... belli belirsiz... ne olduğu çok da önemli değildi o anda.
G’yi sildi...Silmişken yumuşak g.yi de silecekti, kıyamadı.
H.yi ölüm bile çıkaramazdı alfabesinden. Dün gece sabahın dördünde ateşler içinde yanan bedenine buzlu suyla kompres yapmaktan elleri uyuşmuşken bi’kez daha anlamıştı; babasına nasıl da kör bir aşkla bağlı olduğunu. Alfabesine Q’lar, ψ’ler, Д’ler eklenebilir, A’lar G’ler M’ler çıkabilirdi ama H. hep orada kalacaktı. İkinci bir H. olmasını da hiç istemezdi.

-Bir sorun mu var dedi uzaktan bir ses.
A. gideli boş oturuyordu. Dikkat çekmişti.
Yüzünün halini görseydi, “bir sorun mu var?” derken işin kastedilmediğini anlayabilirdi belki. Anlayamadı.

1 saat sonra işten çıktı. İstiklal’in hiç girmediği bir sokağında hiç tanımadığı bir barın taburesine oturdu. Sabah evden çıkarken çok güzel hissediyordu kendini. Şimdi tam karşısındaki aynada solgun bir yüz vardı. Tuvalete gidip makyajını tazeledi. Aynadaki solgun ifade yüzündeki boyalardan değil gözlerindeki yorgunluktandı. Tuvaletteki kadın elbisesini nereden aldığını sordu. Bu kadar güzel oluşuna ve fiyatına şaşırdı. Şımarıkça “eh mankeni güzel ne de olsa” derken aynadaki kendine mi, kadına mı göz kırpmıştı emin olamadı.

Barmen, “gittiniz sandım ama tazelenip gelmişsiniz” dedi.
O zaman bir margarita dedi.
Frozen? diye sordu.
On the rocks deyiverdi. Aslında tam olarak istediği çilekli frozendı. Aklından geçenleri okuyan bir kişiye daha tahammülü yoktu.

Güldü. Karşısındaki adamın kendisine gülüyor sandığını fark etmedi.

Çantasından not defterini çıkardı, arasından şirketteki defterinden yırtıp aldığı kâğıdı. Kalemini aradı, bulmak üzereyken barmen içkiyle birlikte bir de kalem servis etti. Kalem siyahtı ama reddetmedi. Güldü.

A,B,F,G ve M nin üstünü çizmişti. T.yi nasıl da unutmuştu. Nasıl silmişti ona ait anıları ki ilklerden olmasına rağmen en son aklına gelen oluyordu? T’nin üstüne bir çarpı koyarken fark etti ikinci bir adı olmadığını. İçkisinden bir yudum alıp, uzaktan baktı kağıda.

A.yı niye silmişti? Çünkü o da bir pixelmandi. Yok bu diğer pixelman’lere haksızlık olurdu. Onlara böyle dediğine üzüldü. A. bir pixelman bile değildi. M.ye bir çarpı daha koydu. Pixelman olan M.S. ydi tam olarak. Ve S, S.B’den sonra ikinci kez silinme tehlikesiyle karşı karşıyaydı.

Güldü. İçkisinden biraz daha alıp kalemini parmakları arasında çevirdi. Hiçbir günahı olmayan S. ve E.yi silmemek için J ve I’yı sildi.

Çocukluk aşkı K. geldi aklına. Ve lisedeki S. hala en gizli şifreleri S.nin ve kendisinin lisedeki okul numaralarıydı. Ve hala en güzel aşklar platonik olanlardı. Büyükçe bir yudum daha aldı, platonik aşklarının şerefine.

Barmenin uzaktan kendisini izlediğini fark etti. Bi’şeyler yazıp çizerken niye herkes marslı gibi davranıyordu. Güldü. Karşısındaki adamın kendisine gülüyor sandığını fark etti. Umursamadı.

Müziği duydu. Durdu. Gözlerini kapadı.

“kaybettim yolumu, biri var mı, ışık var mı, zaman var mı?”


http://www.youtube.com/watch?v=ucoGHUE6lp0

Son yudumunu içti. Gözlerini açıp dünyaya dönünce alfabesinin en sonundaki Z.yle göz göze geldi. Z.yle cebelleşirken karaladıkları bile O’nu beklediğinin göstergesiydi işte. Z’yi saran, kimi keskin, kimi yumuşak sınırlarla çepeçevre kapsayan, katman katman bir O’ydu beklediği.

Z mavi, O siyahtı.

Barmen bardağını alırken dikkatle önündeki kağıda bakıyordu. Gülerek baktı adamın soru işareti gözlerine. “Adın ne dedi?” Margarita bu kadar çabuk çarpmazdı onu, şu sevmediği umarsızlığıydı kendi sesinden duyduğu.

M. dedi barmen şaşkınca. Umarsız, sesli, zoraki ama içten bir kahkaha attı. Hani romanlarda "acı acı güldü" dediklerinden.

İşaret parmağıyla M harfinin tam altından tutup havaya kaldırdı kağıdı.

—üzgünüm ama hiç şansın yok.

Bir an anlamadı adam. Sadece bir an. Bir nokta bir an sürseydi anlamamazlığı hesabı ödeyip çıkardı. Barmende büyükçe bir kahkaha attı.

—hepsi de aynı M değildir herhalde?

—yok canım, bir K.M biri F.M, biri M.S.

K’si,F’si,S’si olmasa da hepsi başka başka M’lerdi.

Elindeki boş bardağı kaldırıp “aynısından?” diye sordu.

—hımm. Aslında şöyle tatlı mesela çilekli bi’şeyler olabilir.
Komikti kadın milleti, tuhaftı. Hem istediğini illa dolandırarak söylerdi, karşısındaki düşünüp bulsun diye hem de adam aklını okuyunca ölesiye rahatsız olurdu.

—strawberry daiquiri?

—ne kiri?

Güldüler.

—bacardi sever misiniz?

"Mi siniz?" Çok kurumsal görünüyor olmalıydı. Sesindeki aynı resmi tonla ama Mi sin? diye sormasını tercih ederdi o soruyu.

—severiz dedi.

İçkisini beklerken H’sini süsledi. İşi bitince bara arkasını dönüp sırtını yaslayarak oturabileceği bir masa var mı diye baktı yavaş yavaş dolmaya başlayan mekana.

Barmeni elinde yine margaritayla görünce şaşırdı. Kırmızı pembe bi’şeyler bekliyordu.

-bunu karşıdaki beyfendi yolladı dedi.

Karşıdaki beyfendiler margarita yollar mıydı insana? Yüz yıl olmuştu karşıdaki bir beyfendi tarafından içki ısmarlanmayalı. Bunları düşünmeden önce cevap vermesi gerekiyordu. Beyfendiye baktı. Beyefendi kadeh kaldırdı. Viskiydi galiba içtiği. İçkiye değil adamın yüzüne bakacaksın salak dedi, içinden biri. Güldü. Hani günlük hayatta “ay sinirlerim bozuldu ondan gülüyorum” dediklerinden.

Barmen M.’ye doğru uzattı başını. M., şaşkınca eğilip kulağını uzattı.

-ismini sorsana dedi

M. nin gözlerindeki muzur gülüş bile yeterdi “iyi ki eve dönmemiş buraya gelmişim” demesi için.

Beyefendi şaşırdı.
Dönüşte,

-H dedi barmen listede az önce bu kadar şaşalı görmediğine emin olduğu H.yle karşılaşınca epey şaşırdı.

Adamın tipini beğenmedim, üstelik 1 seneye kalmaz kel kalır bu demedi de, ikinci bir H’yi göz göre göre sokamam hayatıma dedi içinden. Barmen M. H’nin arada derede kopkoyu, kapkalın olmasına bir anlam yüklemeye çalışıyordu hala. “H’nin yeri bambaşka bende, ikincisinin pek şansı yok" dedi, yüksek sesle.

Beyefendi H. bir kâğıda, bir barmen çocuğa, bir kıZa bakıp bakıp olanları anlamaya çalışıyordu.
“Eee?” der gibi baktı barmen M.

-Ne bakıyosun işte, nazikçe reddetmişim gibi yapsana. Usulü ne bu işlerin bilmiyorum ben.

Beyefendi H’nin margaritası geri gitti. Garson M’nin strawberry daiquirisi geldi.

Aynı şarkı bir daha çaldı.

“kaybettim yolumu, biri var mı, ışık var mı, zaman var mı?”

İçkisi bitti. Kağıdı katladı. Bir taksi tuttu.

İnsansız bir evde büyük bir şişenin dibini gördü, ay ışığında yalnızlığıyla uyudu, kâbuslarıyla sevişip, korkularıyla terledi o gece. Uyandığında unutmuştu... Bir aspirin içti. Geçti.




3 akıllı çıkaramadı:

beenmaya 11 Ağustos 2009 09:48  

geçti...
bir sonrakine kadar
harflerden ziyade
isimler tek oluyor genelde benim hayatımda
yani tek bir isim tek bir kez giriyor hayatıma
kalırsa kalıyor
giderse bir daha o isimden herhangi bir tanıdığım bile olmuyor...

S 15 Ağustos 2009 12:45  

alfabedeki harflerle sevgili eksitmek. hangimiz oynamadik ki bu oyunu ? :)

harikaydi yine.. tek kelimeyle.

mahallenin delisi 18 Ağustos 2009 23:25  

beenmaya; o harfler de adaş değilmiş zaten. hem adaş olmaları taraflar için hiç hoş olmazdı sanırım. sonuçta çıkan çıkıyor bi'kere; ha, harf harf ha, isim isim. hepsi sırayla geçiyor.

fakeangel; keşke çocukluğumuzdaki gibi eğlenceli olsa bütün oyunlar, diyesim geldi. dedim =)

doradoraa [at] gmail [nokta] com

ne güzel demişleR

deli saçması

  © Free Blogger Templates Blogger Theme II by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP