bol buzlu+limonlu kola Rengi
“İşte geldim buradayım, ben bu işte ustayım”
Döndüm işte yine buradayım. Evde, şehirde, İstanbul’da. Maaşlı bir işte çalışmamanın en (tek) güzel tarafı bu olsa gerek, ‘Eee heytere be’ deyip bırakıp gidebiliyorsun. Yarın üç beş soruya cevap vermem gerekecek belki ama neredeyse tüm ramazanı da yollarda, tatillerde geçirdim. Olacak o kadar.
Köklerimi bulurum belki diye ummuştum giderken, kök salacak topraklar bulurum sanmıştım. Şimdi çok iyi anladım ki ben hiçbir yere ait değilim aslında. Ne oralara ne buralara. Plaza insanı olmaktan vazgeçmeden önce fark etseydim bu durumu, acaba yine vazgeçer miydim? Yol boyunca bunu sordum kendime. Host bey tüm güler yüzüyle “içecek olarak ne alırdınız?” dediğinde ise uzun zamandır yapmadığım bi’şey yaptım: karar verdim. Hayır, portakal mı vişne mi kararı değil, ben zaten sevmem vişne. Her şeyi bırakıp, hostes olmaya karar verdim. Madem hiçbir yere ait değilim ben, madem bulamadım bu yaşa kadar köklerimi ve madem dallarımı besleyecek insanlar, topraklar yok hayatımda sürekli uçmaktan daha güzel ne olabilir ki? O uçuşla bu uçuş arasında otel odalarında yaşasam, bir valiz olsa bütün mal varlığım, hırs yapsam 8-10 dil öğrensem, dünyanın her yerine uçsam...
Üstelik sürekli güler yüzlü, sürekli sakin, sürekli kontrollü, sürekli bakımlı, sürekli şık, sürekli nazik olmamı gerektirecek bir hayat bu. Öfkelenme, kendini salıp haftalarca kuaföre uğramama, türbülansta kontrolünü kaybedip korkma lüksüne sahip değilsin. Her zaman neşeli her zaman güler yüzlü! İnsan bundan da sıkılır elbet bir gün ama madem ait değilim ben hiçbir yere, başka ne seçeneğim var ki?
Of amma kötümser oldum ben de ya! Vallahi ben bile sıkıldım bu “tutunamadım” hallerimden. Bugün Y.cim aradı, utandırdı beni, asker adam ben arayıp soracağıma o beni arıyor. Konuştuk biraz (35.dk ya biraz mı denir epey mi?) "N’olmuş sana böyle ya?" dedi. "N’olmuş be?!" dedim. "Ne bileyim yani şey, eskisi gibi değilsin". "Nasıldım ki eskiden, şimdi öyle değilim?" "Ya böyle çalışkan, aynı anda 88 yere birden yetişen, enerji dolu, neşe saçan kız gitmiş yerine karamsar amaçsız biri gelmiş. Gazı kaçmış kola gibisin be!" "Yok" dedim "o söylediklerininin hiç biri değil(d)im de son söylediğin doğru"


5 akıllı çıkaramadı:
HOŞGELDİN!
1)evet vazgeçerdin
2)epey denir
3)seni her halinle sevmiyorsa işe yaramaz o Y.cin
4)tanıdık yok, gidip başvurman lazım
5)ben bunca yıl sizi memnun etmek için okumadım
6)evet bunu layık görüyorum
sahi niye kendi işini yapmıyosun :P
@f.
1)HOŞBULDUM!
2)=P
niye seni okurken hep hüzünleniyorum bilmiyorum. kendi dertlerime benzer şeyler gördüğüm için mi acaba?
hostes olunsa da yine de bu dünyadan kurtuluş yok önce bunu yazmak lazım kenara, ister yerde ister gökte nereye gidersen git kendin hep seninle, oyunu nerede sergilediğinin önemi yok sen oyuncu olmak zorunda olduktan sonra...
hepimiz saçma bir döngünün içinde doğduğumuz günden beri uzun bir seyahatteyiz zaten. ben de sıkıldım ama ha diyince inilmiyor araçtan, en azından beni tanıyan yolcuları bırakamıyorum yoksa peheeey camı çerçeveyi kırıp atlayacağım...
bu durumdan kurtulmak için sezen aksu dinlemeyi bırakmak başlangıç olarak iyi bir hamle olabilir. ben yıllardır ne wishboneash ne janis joplin dinliyorum mesela... yasakladım kendime böyle şeyleri... ve ararsanız sizin de bu durumu oluşturmaya yardımcı olan şeyler içinden yasaklayabilecekleriniz olduğunu göreceksiniz...
Galiba, uçağa bindiğinizde hostes olma hayali, "jetlag" gibi bir uçuş sendromu.
Ben de tatil için eve gelirken aynı şeyleri hissettim. Gerçi erkeklerin hostes olma şansı daha düşük ama yine de "kendinden kaçmak" için küçükte olsa bir şans olarak duruyor; bir de yanında kendini götürmek zorunda olmasa insan...
@onaltıkırkaltı; bu blogda hiç;
"hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız"
(hilmi yavuz)
dememişiz galiba. bu vesileyle söylemiş olayım.
galiba benim dünyayla bir alıp veremediğim yok derdim sadece kendimle. bunca zamandır harekete geçemeyişimle, verdiğim yanlış kararlarla vs. vs. artık bir tane daha yanlış yapmaktan korktuğum için böyle amaçsız yaşayıp gidiyorum ve buna kızıyorum en çok zaten... bu yasaklar oluşturma fikri gerçekten çok güzel de sadece fotosentez yapan bir bitki gibi yaşadığım için, yasaklayacak pek bi'şey bulamadım ben hayatımda.
en iyisi kendimi men etmek, başka bi'hatun bulmak galiba =)
dibine not: bi'de ben kimseyi hüzünlendirmek istemem aslında ama buralar böyle artık değiştiremiyorum maalesef.
@hipo; yok yok, ben hostes olma işine cidden kafayı takmış bulunuyorum, jetlag olacak kadar uzun uçmadım, sendrom falan değil benim ki =) Ha becerebilecek miyim, hayır! yanımda kendimi götüreceğimi biliyor muyum, evet! yine de gitmeliyim artık!
ya çok sevgili bilim insanları zaman makinesini bulmaya çalışacaklarına kendinden kurtulma makinesi icat etseler ya...
Yorum Gönder