sakat mavi
beni hatırlayıp en azından asansörde karşılaşınca “günaydın” diyecekler mi o da başka bir tartışma konusu. Neyse efenim yine benden sana tavsiye yeni yılda, mübarek günlerde ve gecelerde efenime söyleyeyim yıldız kayınca, iki tane aynı isimden insanın arasında durunca, yolda bulduğun gaz lambasından cin çıkınca, sonracığıma eline sihirli bir değnek geçince ve benzeri her tür durumda önce sağlıklı olmayı dile. Ya da akıllı ol, gecenin köründe sigara içenlere eşlik edeyim diye karlı iş yeri terasına kahve içmeye çıkma, çıktıysan da dur bi’köşede hareketsiz kayıp düşme, düşüyorsan da elindeki kahve bardağını değil kıçını kurtarmayı hesapla önce. Yoksa hem elindeki kahveyi üstüne döker bi’güzel yanarsın, hem küt diye kafanı yere çarpar hem de boynunu zedelediğin için 1 hafta boyunluk takmak zorunda kalırsın. Sonra da böyle “görünmez olmak istiyorum” dediğin bir ruh halindeyken evde yolda parkta sokakta işte seni gören herkesle “geçmiş olsun”laşırsın.Bugün cumartesi, özlediğim bir sürü arkadaşımı görecektim güya. Koca bayram ve yılbaşı tatilinde kimseyle görüşememiş biri olarak bugün ve yarın için zilyon tane plan yapmıştım hâlbuki. Şimdi yine hepsi suya düştü. Bu halde hiçbir yere gidesim yok, evde kitap okumak istiyorum bütün hafta sonu. Oysa bu soğuk ama güneşli hafta sonunda ne güzel ada keyfi yapılırdı. Fotoğraf çekmeyi de özledim. Ne güzel olurdu yarın bir fayton sefası... Belki sıcak şarap... Âşıklar parkı belki... Ama onun için önce âşık olmak lazım pardon. Neyse işte hepsi hayal sonuçta. Bu 2 günü güzelce dinlenerek geçireyim bari zira pazartesiden itibaren tüm sistem yetkileri tanımlanmış (inşallah) bir personel olarak işimin başına tek başıma oturabileceğim. Nihayet şu eğitim, tanışma, oryantasyon vs zırvalıklar bitti. Bakalım beni neler bekliyor, bakalım yeniden “ben çelik binaların içinde çelik maskeli insanlarla çalışmak istemiyoruuuuuuuuuuuum” naralarını ne zaman atacağım? Nisan-Mayıs dönemi için 1’e 10 veriyorum, bahsiler açılmıştır.
“bir kadının boynu, aklı ve kalbi arasındaki sonsuz savaşta tarafsız bir bölgedir” Aklı ve kalbi savaşan bir kadını fethetmek için en doğru taarruz noktasıdır herhalde boynu. Hatta vücut dili eğitimlerinde bile bahsedilir; bir kadın karşı cinsle konuşurken zırt pırt boynuyla, kazağının yakasıyla, kolyesiyle oynuyorsa “hayırlı bir iş” söz konusudur artık. Bu bal gibi ilginin, hoşlanmanın göstergesidir, denir. Ve hatta The Godfather'da da vardır. Daha filmin en başındaki düğün sahnesinde, Al Pacino ile tanıştırılan hanım kızımız boynundaki inci kolyeyle oynamaktadır. Sahi Al Pacino’nun oynadığı The Scent of a Woman vardı bir de değil mi?
Neyse ben toplayamayacağım bu cümleleri ortak bir noktada. Buyurun buradan yakın:
Read more...





